Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Temmuz 2007 tarihli yazilar Temmuz 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Antalyanın Plajları

Tarih 30 Temmuz 2007, 14:05. Yazan blogtatil.  
Etiket: antalya, deniz, gezi, havuz, plaj, sahil, tatil, turizm


laj_antalya
Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olan Antalya'nın kıyılarının uzunluğu, girinti, çıkıntı dahil 640, düz hat 500 km’dir. Antalya'nın batı kıyılarında dağların denize dik inmesi nedeniyle deniz derindir ve plajlar süreklilik göstermez. Ancak Kemer, Tekirova, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş kıyılarında iyi olanaklı doğal plajlar vardır. Ayrıca Beldibi Plajları, Göynük Sahilleri ile Kemer, Tekirova, Olympos ve Kolindonya burnundan Ksantos'a kadar olan sahillerde turizm için gerekli bütün tabii unsurlar bulunmaktadır. Konyaaltı ve Reşat Adası Plajları da Antalya'nın batısında yer alır. İlin doğu kesiminde ise dağların denize paralel uzanması, dağlarla deniz arasında bir ova oluşumunu sağlamış, böylece Antalya'dan başlayıp Side ve Gazipaşa yakınlarına kadar ince kumdan meydana gelen muhteşem plajlar olmuştur. Lara, Karpuzkaldıran, Belek, Kundu plajları Antalya'nın doğusunda yer alan plajlardandır.
Antalya'da Mavi Bayrak ödüllü çok sayıda plaj mevcuttur.
(Mavi Bayrak, Avrupa Çevre Eğitim Vakfı’nın (EEE) 1987'den beri yürüttüğü; deniz ve göl sularının temizliğini, kıyıların düzenini, plaj hizmetlerinin niteliğini yükseltmeyi amaçlayan bir kampanyadır.) Ülkemizde 1992'de Akdeniz kıyılarımızda başlatılan kampanya çalışmaları, Avrupa Çevre Eğitim Vakfı üyesi Türkiye Çevre Eğitim Vakfı tarafından yürütülmektedir.

Antalya'daki ince kumlu doğal plajlar ve güzel manzaralı koyların yanı sıra mart-aralık aylarında iklimin ve deniz suyu sıcaklığının uygun olmasıyla devam eden deniz mevsimi bölgenin turizm potansiyelini arttırmaktadır.

 


laj_antalya1
Kleopatra Plajı Alanya'nın batısında 2 kilometrelik uzunlunluğa sahip Kleopatra Plajı, ince kumlu ve alabildiğine geniş bir plaj. Adını mısır Kraliçesi Kleopatra'dan alan plajın bir diğer özelliği de denizin sığ olması.

İncekum Plajı
Alanya'nın yaklaşık 20 km. batısında çamlık, doğal, ince kumlardan oluşan güzel bir plajdır. Çadır kampı yapılabilecek alan mevcuttur.
laj_antalya2
Doğu Plajı
Alanya'nın doğusunda, Antalya-Mersin karayolu üzerindedir. Keykubat Plajı ile bunun 14 km'lik sahil uzantısından oluşur. Sahil boyunca plaj tesisleri bulunmaktadır.



Ulaş Plajı
Alanya merkezine 6 kilometrelik uzunluktaki Ulaş Plajı, denize girmek için en çok tercih edilen yerlerden. Plajın uzantısı halindeki Karayolu Ulaş Dinlenme Parkı ise arabalı turistlerin dinlenme yeri olarak düzenlenmiş.



Koru Plajı

Gazipaşa'nın Koru Mahallesi'nde bulunan bu plajda deniz; kendi kendini filtre eden tek deniz olma özelliğine sahiptir. Üç doğal havuzu vardır, Bunlardan iki doğal havuz özellikle yeni yüzme öğrenenler için idealdir.

Lara Plajı
Antalya'nın 12 km. doğusundadır. Kumu gayet ince olup çam ormanları ile kaplıdır. Halka açık plajları, yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak gazinoları ve soyunma kabinleri vardır.

Konyaaltı Plajı
Antalya'nın 3 km. batısında, yaklaşık 1.5 km. uzunluğunda kum çakıl karışımı bir plajdır. Belediyenin yaptırıp işletmeye açtığı halka açık plaj tesisleriyle yeme, içme ihtiyacına cevap verebilecek gazinolar, pansiyonlar ve oteller vardır.

Kemer Plajı
Kemer'de Beldibi mevkiinden başlayıp Tekirova'ya kadar olan bölüm genellikle ince kumlardan oluşan doğal bir plajdır.

Patara Kumsalı
Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Patara (Ovagelemiş), Kaş-Fethiye yolu üzerinde ilçe merkezine 45 km. uzaklıktadır.




Karpuz Kaldıran Plajı
Lara Plajı'nın batısında Düden Şelalesi'nin denize döküldüğü yerdedir. Askeri dinlenme kampı olarak kullanılan plajın kumu çok ince, denizi sığd

1 yorum.

Doğada olmanın tadı bir başka

Tarih 30 Temmuz 2007, 13:44. Yazan blogtatil.  
Etiket: doğa, gezi, kamp, kampcılık, seyahat, tatil, trekking, turizm, türkiye, çevre

Kampcılık, Doğa sporlarının ayrılmaz bir parçasıdır.İnsanda heyecan,coşku ve bazen ise adeta bağımlılık yapar. Vahşi doğanın içersinde yapacağınız bir kamp aktivitesi esnasında öğrenecekleriniz kent yaşamınızı da oldukca kolaylaştıracaktır.Kampta geçirdiğiniz bazan hoş, bazan bunaltıcı anlar esnasında edineceğiniz yeni beceriler ile, hayatınızı renklendirecek ve daha yaşanır hale getireceksiniz.. Vahşi tabiatın ortasında guven içinde kalabileceğiniz, geçici bir yuvayı, kısa sureliğine de olsa yaşanır hale getirme gayretleriniz size o ana kadar hiç tanımadıgınız tadları keşfetme fırsatı da verecek.

Kendi ellerinizle pişirdiğiniz yemekler,sıcak bir uyku tulumu,sessiz bir gece,yıldızlar ve siz..

Kampcılıkta en temel unsur ise doğaya saygıdır..Bir yandan konforunuzu düşünürken diğer yandan da ortamın doğallığına zarar vermemeyi öğrenecek ve öncelikleriniz arasına alacaksınız.Bizlere böylesine mutluluk veren doğal güzelliklere saygı göstermek,birey olarak bizlerin birinci görevimiz olmalıdır. Bunu da ancak eğitimle pekişmiş, bilinçli yapılan bir kampcılıkla elde edebiliriz.. Bu sayfamız içinde sizlere aktaracağımız notlarda nelere dikkat edilmesi gerektiği,kamp yeri seçimi ve kampta yaşam gibi kısa pratik bilgilere ulaşacaksınız..

Doğaya en az zarar verecek şekilde kamp yapmanın kuralları

  1. Yürüyüşleriniz esnasında daha önce kullanılmış, mevcut patikalardan faydalanın.Kestirme ve yeni yollar yaratmayın
  2. Mümkün olduğunca ve her zaman daha önce kamp yapılmış alanları kullanın.
  3. Tuvalet ihtiyaclarınızı su kaynakları,patikalar ve kamp yerlerinden uzakta giderin..
  4. Ateş yakmak yerine bir ocak kullanın.Ateş yakmanız gerekiyorsa da daha önce yakılmış yerleri kullanın.Ateşinizin söndüğünden emin olmadan da kamp yerinden ayrılmayın..
  5. Temizlik ihtiyaclarınızı su kaynaklarını ve kamp alanını kirletmeyecek şekilde ve cevreye zarar vermeyecek maddeler kullanarak yapın.
  6. Çiçekler,çimenler ve diğer bitki örtüsünü,kayalar ve çevre dokusunu bozacak,zarar verecek eylemlerden uzak durun.
  7. Vahşi yaşama hiçbir şekilde müdahale etmeyin.Çevredeki hayvanları kendi haline bırakın kesinlikle beslemeyin.
  8. Sadece kendi çöplerinizi değil, tüm ekibin hatta sizden önce bırakılanları da bir çöp torbasında toplayıp şehre kadar taşıyın..


Kamp yeri seçimi

  1. Mevcut ve daha onceden kullanılarak tahrip olmuş yerler
  2. Kar ile kaplı alanlar
  3. Kayalık yamaçlar
  4. Kumlu,topraklı veya çakıllı yatık zeminler
  5. ormanlık alanlarda ölü yapraklarla kaplanmış zeminler doğaya en az zarar ile kamp yapılabilecek alanlardır..
  6. Dere yatakları,çığ ve taş düşme riski olan alanlar,vahşi hayvanların geçiş yolları, kamp kurmak için tehlikelidir.

0 yorum.

Doyumsuz güzellik

Tarih 30 Temmuz 2007, 13:40. Yazan blogtatil.  
Etiket: antalya, hotel, manvgat, motel, seyahat, side, tatil, tatil köyü, turist, turizm, turizm yörelerimiz

Side Antik limanıyla varolan, kelime olarak nar granat anlamına gelen Side, Türkiye’nin ünlü-klasik şehirlerinden biridir. Bugün bu şirin şehrin konumundan, farklı güzellikteki otellerinden, pansiyonlarından, mağazalarından; iki kum plajından dolayı yoğun bir turist akınına uğramaktadır. Yan yana dizili olan mağazalar, geleneksel Türk el yapımı deri,  şahane altın takıları satar.

Ünlü sahil kenti Alanya iki kumlu plajı arasında kaya burnunun sonunda bulunmaktadır. 13. yy’dan kalan Selçuk Kalesi  kıyı kenarında yerleşip burunu süsleyen görülmeye değer tarihi yapılardan biridir. Duvarlarında yaklaşık olarak 150 kule bulunan ikili duvarlı kaleler  kurulmuştur.

Korunan bina Selçuklu döneminin şehrini yansıtmaktadır.Etkileyici kalelerden sonra mutlaka eşsiz tersanelerle ve sekiz yüzeyli Kırmızı Kule ile tanışmanız lazım.!

0 yorum.

İstanbul'da bu yaz plaj bolluğu

Tarih 29 Temmuz 2007, 12:57. Yazan blogtatil.  
Etiket: deniz, istanbul, kumsal, plaj, seyahat, tatil, turizm, yüzme

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Avrupa yakasında üç plajı daha hizmete sokuyor. Çiroz, Güneş ve Florya plajları güneydeki benzerlerini aratmıyor. En azından göz testinde!

 


Girişte 10-15 kadın toplanmış kültür fizik aletlerinin üzerinde kilolarından kurtulmaya çalışıyor. Kumsalın bittiği yerde, büyük çadırların altına kurulmuş soyunma kabinleri var. Kabinlerin önünde de alışveriş merkezlerininkini aratmayan tuvaletler sıralanmış. Onların önüneyse denizden çıkanların yıkanacağı duşlar koyulmuş.
Güneş ışınlarının dibindeki çakıltaşları parıldarken gözlerimizin yaptığı tahlile göre deniz tertemiz. Yine de güzelliğe aldanmamak gerek, yaz başladığında önce kolibasili tahlillerinin sonuçlarına bakılacak.
Konyaaltı veya Kemer'den bahsetmiyoruz. Burası İstanbul'un göbeğindeki Yeşilköy'deki Çiroz Plajı. Şimdilik sahilin tadını sahipsiz köpekler çıkarıyor. Yazla birlikte Avrupa yakasında yaşayanlar bu sahile akın
edecek. Tabii kolibasili oranı uygunsa.
Büyükşehir Belediyesi Florya, Güneş ve Çiroz plajlarını güneydeki benzerlerini aratmayacak şekilde yeniledi. Denize girmek de şart değil. Örneğin Florya Plajı'nda yüzdükten sonra arkadaki parkta çiçekler
arasında güneşin batışını izleyebilirsiniz. Ya da çocuklarınız kumsalda oynarken siz çay bahçesinde Marmara Denizi'ni izleyebilirsiniz. Hem de 50 kuruşa çay, 1.5 liraya tost.
İçinde iki tenis kortu bulunan Yeşilköy sahili de Florida'yı aratmıyor. Sahilde ikişer tenis kortu ve basketbol sahası bulunuyor.

Üç plaja 20 milyon YTL
Büyükşehir Belediyesi üç plaja 20 milyon YTL'lik yatırım yaptı. 6.6 milyon YTL'ye yenilenen Çiroz'da 80 soyunma kabini, 24 duş, 20 tuvalet kabini, iki voleybol sahası, bir mini futbol sahası, 228 emanet dolabı var.
Avrupa yakasında denize girilecek yerler bu üç plajdan ibaret değil. İstanbul'a bir saat uzaklıktaki Kilyos, yenilenen Çanta, Selimpaşa, Kumburgaz ve Silivri plajları belediyenin cankurtaran hizmetiyle daha güvenli kumsallar olacak. Karaburun'un 5 kilometrelik plajı da 2007 sezonuna hazırlanıyor.

Anadolu yakası da 'ısınıyor'
Peki ya Anadolu yakası? Geçtiğimiz yıllarda Caddebostan, Suadiye ve 'Fener Beach Club' uzun süre konuşulmuştu. Donla denize girildiği için eleştirilen Caddebostan Plajı'nın kapasitesi 2 bin kişi. Onun hemen yakınında 250 kişilik Suadiye Plajı var.
Kadıköy Belediyesi'nin Mısır'dan palmiye, Edirne'den çim getirip 600 bin YTL'ye mal ettiği 'Fenerbahçe Beach Club'sa geçen yıl sadece güneşlenme plajı olarak kullanıldı. 15 YTL'ye girilen plajın suyunun temiz olmadığı belirlenince gelenler deniz yerine havuz keyfi yapmak zorunda kaldı. Kadıköy Belediyesi bu yıl üçü ücretli, dört halk plajı daha yapmayı hedefliyor.
Otoyolların yenilenmesiyle yazları 800 bin aracı ağırlar hale gelen Şile'yse sık sık boğulma olaylarıyla gündeme geliyordu. Bu yaz Büyükşehir Belediyesi Ayazma, Ağlayankaya, Uzunkum ve Kumbaba'da 55 cankurtaran çalıştıracak. Her 300 metrede bir cankurtaran kulesi olacak. Şile Belediyesi de dört kaptan, üç bot, yedi ATV motosiklet ve iki ambulansla plajlarda hazır olacak.

Ne kadar arıtma o kadar havlu
İSKİ'ye göre İstanbul'un iki yakasında 87 noktada yüzmek mümkün. 234 kilometrelik sahil şeridinde parmağının ucunu sokacak deniz bulamayan İstanbullular için iyi bir haber. Bu tablonun gerisindeyse çevre yatırımları var. Son iki yılda 1 milyar dolarlık çevre ve atıksu yatırımı yapan İSKİ önümüzdeki üç yılda arıtma tesislerine 3 milyar dolar harcayacak. Büyükşehir Belediyesi derelerin ıslahıyla Marmara ve Boğaz'a atık su akışını 'tamamen' kesmeyi hedefliyor.

Her keseye her zevke
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin açtığı plajlara giriş ücretsiz. Ama içeride şezlong ve şemsiye kirası vermek gerekiyor. "Ben kalabalık sevmem parasını verir keyfime bakarım" diyenler için de Marmara ve Karadeniz sahilleri birçok seçenek sunuyor. Hafta içi ve hafta sonu fiyatları farklı
olan bu plajlara giriş ücreti 10 ile 25 YTL arasında.
Kilyos'taki 'Non-Stop Beach Club' 24 Haziran tarihinden sonra hizmete girecek. Boğaziçi Üniversitesi'nin Kilyos Sarıtepe Kampüsü'nde bulunan Burç Beach, 1.5 km'lik kumsalıyla 19 Mayıs'ta sezonu açacak. Rockistanbul'a da ev sahipliği yapan Kilyos Solar Beach 700 metrelik kumsalıyla 20 Mayıs'ta sezona merhaba diyecek. İstanbul Park'a 10 dakika mesafedeki 'Dodo İstanbul Sea Club' restoranlarıyla dikkat çekiyor. Demirciköy'le Kilyos arasındaki 'Dalia Beach Club' sakin doğasıyla huzur arayanlar için ideal bir plaj. Marmaracık Koyu'nda yer alan Golden Beach Club da denize girmenin yanısıra plaj voleybolu, golf gibi aktivitelere de katılmak mümkün.

.

0 yorum.

Sedir adasına yoğun ilgi var

Tarih 29 Temmuz 2007, 12:47. Yazan blogtatil.  
Etiket: gezi, muğla, sedir adası, seyahat, seyehat, tatil, turist, turizm, türkiye

Türkiye'nin gözde turizm merkezi Marmaris yakınlarında bulunan Sedir Adası, plajıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Muğla İl Özel İdaresi'ne bağlı Sedir Adası'nın Müdürü Cemal Gül, adayı yılda ortalama 300 bin kişinin gezdiğini söyledi.

Adada bulunan plajdaki kumların ilginç yapısı nedeniyle ilgi çektiğini de belirten Gül, karbonatlı çamurun bir çekirdek etrafında birikmesiyle oluşan kumları korumak amacıyla çeşitli önlemler aldıklarını söyledi.

1980'li yıllarda koruma altına alınan adada sürekli bekçi bulundurulduğuna ve plajın duvarlarla çevrildiğine değinen Gül, plajdan ayrılırken herkesin duş almasının zorunlu tutulduğunu da belirtti.

Plaja havlu ve çantayla girilemediğini ve kum alınmasına izin verilmediğini vurgulayan Gül, ''adanın kumu nedeniyle her gün binlerce insan buraya akın ediyor. Kumu korumak için iki gözetleme kulesi kurduk. İnsanların duş almasını sağlayarak, kumların dışarı taşınmasını önlüyoruz'' dedi.

Kumun özellikleri

Efsaneye göre, adadaki kumlar 3 bin yıl önce Kleopatra için sevgilisi Antonius tarafından 60 büyük gemiyle Mısır'dan getirildi.

Gerçekteyse kristal kumlar, karbonatlı çamurun bir çekirdek etrafında birikmesiyle oluşuyor.

Çapları 1 milimetreden daha küçük olan ve her tanesi aynı büyüklükte bulunan bu özel kum, balık yumurtasını andırıyor.

Kumun rengi denizin rengine de ayrı bir güzellik katıyor. Sedir Adası'nın kumlarının bir benzerinin Kızıldeniz'de olduğu da biliniyor.

Birinci derecede doğal ve arkeolojik SİT alanı durumundaki adada bulunan kumların ateşte yanma ve kendiliğinden çoğalma özelliklerine sahip olduğu da belirtiliyor.

Zeytin ağaçlarıyla kaplı adada, doğal güzelliklerin yanı sıra Helenistik ve Roma dönemlerine ait antik tiyatro, agora ve antik liman kalıntıları da bulunuyor.

Adada bulunan milattan önce binli yıllara dayandığı sanılan Dor, Pers ve Romalılardan kalan tarihi eserler ile antik tiyatro da turistlerin ilgisini çekiyor..

0 yorum.

Yaz geldi şimdi şenlik vakti...

Tarih 29 Temmuz 2007, 12:31. Yazan blogtatil.  
Etiket: gezi, karadeniz, rize, seyahat, seyehat, tatil, turizm, türkiye, yayla, şenlik

Türkiye’nin doğa ve yayla turizmi bakımından önemli merkezlerinin başında gelen Doğu Karadeniz Bölgesi, haziran ve ekim ayları arasında düzenlenen 150’nin üzerinde yayla şenliği ve festivalle her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

RİZE - Yaz deyince insanın ilk aklına gelen şey tatil, tatil denilince de genellikle deniz, kum ve güneş gelir. Son yıllarda ise ‘alternatif turizm’ anlayışı kapsamında yayla, dağ ve kaplıca turizmi öne çıkmaya başladı.

Alternatif tatil yapmak isteyenlerin sayısı her geçen yıl artarken, Türkiye’nin birçok yerinde yayla turizminin geliştirilmesi amacıyla şenlik ve festivaller düzenlenmeye başlandı. Dağ ve yaylaların tanıtımında etkili olan, çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklerin yapıldığı şenlik ve festivallerin en fazla yoğunlaştığı bölgelerin başında ise Doğu Karadeniz Bölgesi geliyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi vadileri, yüksek dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri, eşsiz doğası, şifalı kaplıcaları ve yöreye has gelenek ve göreneklerin yaşatılmaya çalışıldığı yayla şenlikleri ile alternatif turizm tutkunlarının ilgisini çekiyor. Türkiye’nin doğa ve yayla turizmi bakımından önemli merkezlerinin başında gelen Doğu Karadeniz yaylaları, her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

BÖLGEDE 150’İNİN ÜZERİNDE YAYLA ŞENLİĞİ DÜZENLENİYOR
Bölgede Rize, Trabzon, Artvin, Gümüşhane, Bayburt ve Giresun’da bin ile 2 bin 500 rakımlı 2 bini aşkın yaylanın 150’den fazlasında, haziran ayından ekim ayına kadar geleneksel olarak yayla şenliği ve festivaller yapılıyor.

Geçmişte daha çok yaylaya göçü ve yaylada yapılan işleri bir eğlenceye dönüştürmek amacıyla yapılan şenlikler, son yıllarda bölgede gelişen turizme paralel olarak evrensel bir boyut kazanarak farklı yerlerden gelen insanların buluşma ve eğlenme yeri olmaya başladı.

Son yıllarda valilik, kaymakamlık ve belediyelerin de katkıda bulunmaya başladığı gözlenen şenliklerin bazen geniş aileler tarafından da organize edildiği görülüyor.

Resmi kurumlar tarafından düzenlenen şenliklerde, bölgenin doğal ve tarihi güzelliklerinin tanıtılmasının yanı sıra yörenin kültürel zenginliğini geleceğe taşımayı amaçlayan etkinlikler yer alıyor. Yüzlerce kişinin el ele tutup kemençe ve tulum eşliğinde horon oynadığı şenlik ve festivallerde gelenek ve görenekler yaşatılıyor.

ŞENLİKLERDE İLGİNÇ YARIŞMALAR DA DÜZENLENİYOR
Bölgenin doğal zenginliklerinin tanıtımında en etkili unsurlardan olan yayla şenlikleri, yurt içinden ve yurt dışından insanların katılımını sağlamak ve uluslararası boyuta taşımak için son yıllarda belirli bir takvime bağlandı.

Şenlikler kapsamında uzun burun, atma türkü, tahta biçme, çay ve fındık toplama, yüzme, en uzun horon halkası, kuşdili kullanarak haberleşme, balık tutma, ses yarışması, yayla güzeli, fındık güzeli, çeşitli spor yarışmaları, boğa güreşi, güzel atmaca, cins köpek ve buzağı, çorap örme, bal, yöresel yemek ve yöresel giysi yarışmaları da düzenleniyor.

YÖREDEKİ BELLİ BAŞLI ŞENLİKLER
Yöredeki bazı illerde yapılan belli başlı şenlikler ise şöyle:
* Rize:
Ayder Yayla Şenliği, İkizdere Dağ Horozu Şenlikleri, Anzer Bal ve Yayla Şenlikleri, Güneyce Varda Şenlikleri, Güneysu Handüzü Yayla Şenlikleri, Anzer Bal ve Yayla Şenliği, Ardeşen Golazeno Kültür Şenliği, Rize Dağcılık ve Turizm Şenliği.
* Trabzon:
Şalpazarı Ağasar Kültür Şenliği, Kadırga, Sis Dağı, Sultan Murat yayla şenlikleri, Akçaabat Geleneksel Hıdırnebi Yayla Şenliği, Çaykara Kuşmer Yaylası Şenliği, Tonya Kadıralak Yayla Şenliği, Düzköy Karadağ Yaylası Şenliği.
* Artvin:
Kafkasör Kültür Turizm ve Sanat Festivali, Sarıgöl Boğa Güreşleri, Ardanuç Turizm Şenliği, Borçka Kafkas Arı ve Bal Festivali, Yusufeli Boğa Güreşleri, Çamlıbel Yaylası Şenliği, Arhavi Kültür ve Sanat Festivali, Ardanuç Efkari Aşıklar Şenliği ve Karakucak Güreş Festivali.
* Giresun:
Kümbet Yayla Şenliği, Bektaş Yayla Şenliği, Sis Dağı Yayla Şenliği, Karaovacık Yayla Şenliği, Aksu Yayla Şenliği.
* Gümüşhane:
Zigana Dağı Şenlikleri, Kuşburnu ve Pestil Şenliği, Kadırga Yayla Şenliği, Kazıkbeli Yayla Şenliği, Güvende Yayla Şenliği.
* Bayburt:
Dede Korkut Şenlikleri, Soğanlı Yayla Şenliği, Kopuz Köyü Yayla
Şenliği.

ŞENLİKLER BÖLGENİN TANITILMASI İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT
Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu, şenliklerin yörenin sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması ve tanıtılmasına imkan veren en önemli etkinlikler olduğunu söyledi.

Önceki yıllarda daha yerel olan şenliklerin, turizmin gelişmesi ile evrensel bir boyut kazanmaya başladığını ifade eden Hocaoğlu, şenliklerin son yıllarda belirli bir takvime bağlanması ile yabancı turistlerin de bölgeye ilgisinin artırtığını kaydetti.

Hocaoğlu, şenliklerin aynı zamanda Türkiye’nin değişik yerlerine dağılmış bölge insanının buluşma yeri olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:
“Şenlikler kültür ve sanat hayatımızın doğal yönlerini, yayla geleneklerimizi, sıcak insan ilişkilerini en güzel şekilde ortaya koymaktadır. Haziran ayı başından başlayıp ekim ayına kadar devam eden şenlikler coşkuyu, sevinci zirveye taşımaktadır. Toplu olarak gösterişli ve törensel birlikteliğin sağlandığı, dayanışmanın, paylaşmanın vurgulandığı, yemyeşil düzlüklerde yılda bir kez yapılan bu eğlenceler hem yöre insanı hem de alternatif tatil arayışındaki ziyaretçiler için önemli fırsattır.” .

0 yorum.

Van doğunun ot cenneti

Tarih 29 Temmuz 2007, 12:21. Yazan blogtatil.  
Etiket: doğu, gezi, kahvaltı, seyahat, van, yemek

Van'a otlu peyniri için bile gidilebilir Doğal ve tarihi zenginlikleriyle ilgi toplayan Van'ın yemeklerinde çeşit çeşit otların yeri önemli. Otlu peynirin, eşkili ve inci kefalinin tadına bakmak için bile bu olağanüstü yöreye gitmeye değer

 

Van Doğu'nun ot cenneti Doğal ve tarihi zenginlikleriyle ilgi toplayan Van'ın yemeklerinde çeşit çeşit otların yeri önemli. Otlu peynirin, eşkili ve inci kefalinin tadına bakmak için bile bu olağanüstü yöreye gitmeye değer. Yüzüklerin Efendisi filmlerini biliyorsunuz. İnsanın soluğunu kesen görüntüler, filmin çekildiği Yeni Zelanda'yı bir anda dünyanın en önemli turistik hedefleri arasına kattı. Yerkürenin en ücra köşesinde olması, uzaklığı nedeniyle en pahalı uçak biletlerinin bu ülkeye kesilmesi, Avrupa ve Amerika'dan buraya uçmak isteyen turistlerin hevesini hiç kırmıyor, turizm giderek gelişiyor. Oysa biz de etkileyici görüntüler açısından Yüzüklerin Efendisi'ne daha da uygun dekor oluşturabilecek, ancak pek çoğumuzun farkında olmadığımız bir doğa cennetine sahibiz: Van yöresi...

Daha uçakla o koskoca deniz boyutlarındaki göl üzerinden alçalırken, manzaranın görkemi insanın başını döndürüyor. Gölün rengi hiçbir denizimize benzemiyor ve üstelik günün her saati, suyunun özelliğinden, havanın açık ya da bulutlu olmasından da kaynaklanan bir mucizeyle, göl, mavi, yeşil ve morun en güzel tonları arasında renk değiştiriyor. Van, çevresi 3 bin metreyi bulan ulu dağlarla çevrili, denizden 1640 metre yükseklikte bir çanakta yer alıyor. Dağlar kar ve yağmuru tutuyor. Dolayısıyla yılın ortalama 120 günü güneşli geçiyor. Van Gölü üzerindeki Akdamar adasında yer alan tarihi manastır kalıntıları, yaklaştıkça insanın içini titretmeye başlayan gümbürtüsüyle muhteşem Muradiye Şelaleleri, 3 bin yıl öncesi Urartu dönemine uzanan Çavuştepe Kalesi, Van'a 60 kilometre uzaklıktaki kartal yuvasını andıran Hoşap Kalesi, otomobille kolayca günübirlik gidilip dönülebilecek Doğu Beyazıt'taki dillere destan İshak Paşa Sarayı hakkında ayrıntılara girecek değilim. Bu köşenin konusu lezzet.

Dolayısıyla, bu yazıda konumuzun dışına pek çıkmamam gerekiyor. Van'ın, yemek meraklıları için de önemi büyük. Öncelikle Ege bölgesi ile Van yöresi ortak bir özelliğe sahip. Ülkenin en batısı ile en doğusunun bu ortak yanı yenilebilir otların zenginliği ve yemeklerde bu otların kullanımı. Az önce değindiğim iklim ve doğa koşulları, Van'ı Doğu Anadolu'nun diğer kesimlerinden farklı kılıyor. Mevsimlerinde Van çanağında bir bölümü yalnızca buraya özgü otlar yetişiyor ve yöre halkı bu otları özelliklerine göre değerlendirmeyi çok iyi biliyor. Özelliklerinden kastettiğim, bu otların bir bölümü çiğ olarak fazlaca tüketildiğinde zehirli etki yapabiliyor. Halk bu otları ya hafif salamura ederek, ya haşlayıp suyunu dökerek zararsız hale getirdikten sonra yiyor. Kimileri hastalıkların tedavisinde kullanılıyor, bir bölümü doğrudan tüketilirken bir kısmı da gıda maddelerine katılarak değerlendiriliyor.


BU PEYNİRDE 60 ÇEŞİT OT VAR
Van bölgesi otlarının yoğun biçimde bir araya geldiği en önemli yiyecek otlu peynir. Bu güzelim peynirde yaklaşık 60'a yakın bitki türü kullanılıyor. Bir peynirde bu otların en az 20- 25'i yer alıyor ve bunlar peynire lezzet dışında besin değerini artırmak, sindirimi kolaylaştırmak, insan sağlığına zararlı mikroorganizma faaliyetlerini frenlemek amacıyla katılıyor. Bugün modern bilimsel imkanlarla saptanan bu özellikleri yüzlerce, hatta binlerce yıl önceki üreticilerin gözlem ve sezgileriyle tespit etmeleri, gerçekten etkileyici. Her ne kadar otlu peynir ülkemizin birçok bölgesinde aynı adla üretilse de kuşkusuz kendi mikro kliması içinde yapılanlar bunların arasında en lezzetlisi, en mükemmeli. Yörede en iyi otlu peynirler ise Gevaş ilçesi, Görentaş beldesi ve civarında ve yalnızca koyun sütünden yapılıyor. Çatak soğanı, düğün çiçeği, yöresel adlarıyla sirik, sirmo, mendo, heliz ve özellikle de kenger, peynir yapımında kullanılan otlardan. Çoğu otun Latince isimleri dışında Türkçe'de adı bile yok.


KAHVALTI BURADA BAMBAŞKA İnci Kefali çok kılçıklı bir balık. Tuzlanmış halde saklandığı gibi tandırda ya da fırında da pişirilip yeniyor. Ancak klasik pişiriliş biçimi, balığın içi ayıklanmadan, olduğu gibi ızgara edilmesi. Sonra tabakta karnının üstüne oturtuluyor ve balığın eti sırtından bıçakla iki yana doğru kılçıklardan sıyrılarak açılıyor. Bu şekilde balığın iç organları, onları kavrayan ince karın kılçıkları ve sırt kılçığı yerinde kalırken, yenilebilir fileto hiç kılçıksız tabağa devriliyor. Genellikle Anadolu'nun birbirinden güzel yemekleri ancak evlerde yenir. Bunun bir istisnasını Van'da buluyorsunuz. Özel İdare 19. yüzyıl Van evlerinin bir kopyasını Van Kalesi'nin hemen altına yaptırmış. Burası orijinal malzemelerle döşenmiş ve yöre yemeklerini çok iyi bilen Sanal Hanım'a da evin mutfağı teslim edilmiş. Onun Van yemekleri tadılmaya değer.

Van'da bir başka lezzet durağı da özellikle Siirt yemekleri ile tanınmış Aşiyan ev yemekleri lokantası. Kazım Karabekir Caddesi'ndeki bu lokantayı emekli memur Beşir Mahtav ve eşi açmışlar. Pırıl pırıl, tertemiz ve güzel yemekleri var. Van'da mutlaka uğranması gereken bir yer de Eski Sümerbank Sokak'taki kahvaltı salonları. Van'a özgü özel dükkanlarda kahvaltı etme geleneği 1946 yılında başlamış. Seher Kahvaltı Salonu'nun sahibi Veysel Timur ise sokağın en eskisi. 1950'den beri her sabah saat 4'te dükkanını açıyor.Ahmet Örs - Sabah

0 yorum.